Rüzgar Türbinlerini ve Elektrik Direklerini Bir Araya Getirmek

Üç genç Fransız tasarımcı varolan altyapı sistemlerini kullanarak temiz enerji elde edilebilecek dahice bir proje geliştirdiler.

Fransa’yı baştan sona son hızla kateden hızlı trenin camından, kırlardaki düzlüklerde elektrik kuleleri ve bir balerin gibi parmak ucunda uçuverecekmiş gibi görünen rüzgar tirbünleri izleniyor. Yolculuk sırasında birçok yolcu ya yanındaki yolcuyla konuşuyor ya da burnunu gazeteye gömüyor. Ama üç genç tasarımcı için bu manzara, geleceğe bir bakış. Rüzgar türbinleri ve elektrik direkleri, neredeyse bütün enerji kaynakları nükleer enerjiye dayanan bir ülkenin, tesisatı yenilenerek yeni bir enerji elde etme yöntemi elde edebileceğinin işareti. Nicola Delon projenin ortaya çıkışını şöyle anlatıyor: "Trene ne zaman binsek bu rüzgar türbinlerini ve elektrik direklerini görürdük ve şunu düşünürdük: İkisi de burada, bir araya getiremez miyiz?" 

Bu dahice fikirle, 31 yaşındaki mimarlar Nicola Delon ve Julien Choppin ile 34 yaşındaki mühendis Raphaël Ménard’dan oluşan ekip, 2009 Metropolis Next Generation Ödülü’nün sahibi oldu. Wind-it adı verilen projenin sahibi olan ekip, altyapının hasarlı ya da az olduğu yerlerde rüzgar türbinlerini elektrik direkleriyle birleştirmeyi öneriyor. Üç potansiyel boyutuyla türbin kuleler her yere uyarlanabilir: Fransa Lille, Çin’in Sichuan Eyaleti ya da New York caddeleri.
Son on yıldır, sürdürülebilirlik nerdeyse manevi bir mecburiyet haline geldi. Fransa’yı da içine alan Avrupa Birliği ülkeleri 2020 yılına kadar enerjilerinin %20’sini yenilenebilir kaynaklardan elde etmeyi hedefliyor. Amerika’da ise Obama’nın 50 milyar Dolar’ını enerjiye ayırdığı teşvik paketinin çoğu yenilenebilir kaynaklara tahsis edilmiş. Ekonomik krizin de etkisiyle, çok da çekici olmayan altyapıyı iyileştirme görevine soyundu.

Institute for Human Centered Design’ın idari direktörü ve yarışmanın jüri üyesi Valerie Fletcher: "Bu tür şeyler boş vaatler olarak görüldüğü için kabul edilmeyebilir, potansiyel pratik kullanım için birdenbire bu yöne bakarız. Büyük düşünmemiz gereken bir zamandayız," diyor. İkinci olan öneriler ise şunlar: Yeni imar kanununda banliyö parsellerine karışık kullanımlı gelişimlerine izin verilmesi için istekte bulunmak ve merkezi bisiklet sisteminin içine giren, banliyö şehir arasındaki trafiği engellemek. Ama Delon ve takımı bir adım daha ileri gittiler. Fletcher birinci tasarımı şu sözlerle anlatıyor: "Eğer enerji üretme sistemini değiştirebilirseniz, enerji hakkında nasıl düşüneceğiniz ve nasıl kullanacağınız hakkında elinizde gerçekten bir şeyler olur."

Fransa, rüzgar açısından oldukça şanslı. Rüzgarlar Manş Denizi’nin güneyinden Normandiya’ya yayılıyor ve Akdeniz kumsallarında birleşiyor, antik Languedoc-Roussillon’da tekrar ortaya çıkıyor ve bitiyor. En ünlü olanı ise ünlü sörfçü Antoine Albeau’ye dünya rekorunu da kazandıran kuzey rüzgarı.
Fransa, rüzgar enerjisi kapasitesini 2020 yılına kadar beş kattan fazla artırmayı hedefliyor. Delon projeye itirazları şöyle özetliyor: "Birçok insan çevreyi çirkinleştireceği için rüzgar türbinlerine karşı. Ama biz bunu kabul etmiyoruz, çünkü başka seçeneğimiz yok. Aksi halde nükleer santrallere muhtaç olacağız."

Ekibin mühendis üyesi Ménard kariyerini, alışılmamış mimarilerle barışma üzerine yapmış. Elioth’un direktörü olan Ménard’ın büyük Fransız mühendislik firması Iosis Grup’taki 20 kişilik takımı konsept ve uygulama araştırması yapıyor. Bu 20 kişilik takımla beraber Ménard 6 yıldır, genellikle bölge halkı tarafından sevilmeyen sürdürülebilirliğin strüktürlere entegre edildiği projeleri de içeren, birçok mühendislik problemini çözmeye çalışıyor. Bu projeler arasında Paris’in demode iş merkezini meydana getirecek olan iki gösterişli kule de yer alıyor: Jean Nouvel’in Tour Signal ve Valode & Pistre’s Tour Generali. Menard, bu binaları küçük rüzgar türbinleriyle yeşillendirmeye çalışmış. "Bu büsbütün moda" diyor Menard ve ekliyor: "Bu sistmler binanın tüketiminin %2-5 arasındaki bölümünü karşılıyor, hala çok zayıf sistemler. Daha büyük olmamaları için bir sebep yok." Uzun zamandır yeni enerji altyapılarıyla ve aynı anda her yerde hazır olabilen alışılmamış altyapılarla ilgili düşünen Ménard, arazilerde sıkışıp kalan rüzgar türbinleriyle ilgili taslaklar yapmaya başlamış.

Ménard’ın Taslak Çizimleri

Ménard, 2006 yılında hızlı trenle geçerken yaptığı taslakları Delon ve Choppin’le paylaşmış. Okul yıllarından itibaren tanışan ve küçük mimarlık ofisi Encore Heureux’un ortakları olan bu ikili ile Ménard, Venedik’te bir tasarım workshopunda tanışmışlar. 2001 yılında kurdukları ofislerinde eğlenceli işlere imza atan Encore Heureux ekibi, sokak sanatı, mimarlık, popüler kültür gibi şeylerle amatörce uğraşıyor. Menard bu ekibe fikrini geliştirmesine yardımcı olmaları için ricada bulunmuş.

Bu yeni ekip her hafta taslakları görüşmek için buluşmaya başlamış. Türbinleri birçok yüzeyle ya da sadece direkle mi birleştirmeliler? Direkler eski mi yeni mi olmalı? Birçok boyutta mı standart bir boyda mı olmalı? Ne tür bir türbin kullanmalılar? Sistemi daha verimli yapmak için güç kaynağı aktarma ağına yakın olmalı. Yatay eksenli türbinler daha alışıldık ama aktarım kulesinin açılarına uygun değil. Düşey eksenli türbinlerin olabilirliği daha yüksek.

Rüzgar Haritası

En büyük soru ise şu: Sadece orijinal direkler mi olmalı yoksa daha belirginleştirilmiş bir çeşit yeniden kullanım çalışması ile eski direkler yeniden mi tasarlanmalı? Oluşturdukları yeni strüktür Wind-it XL, Menard’a kısıtlar dizisinin -rüzgar etkisi, strüktürel sağlamlık, yükseklik, türbin yerleştirme ve elektrik aktarımı- açıklamasını yapması için zemin hazırlamış. Ama herkes bu konseptin geniş kapsamlı ele alınması gerektiği ile ilgili hemfikir. Menard, "Fransa’da yarım milyon direk var", diyor ve ekliyor: "Diğer ülkelerde ise 10 milyonlarca. Elde edilen enerji az olsa bile bunun gibi entegrelerle çok büyük enerjiler elde edilebilir." Ekibin tahminlerine göre Fransa’nın yüksek voltajlı elektrik kulelerinin üçte birine türbinler entegre edilirse, iki nükleer santralle rekabet edilebilir ve ülkenin enerji ihtiyacının %5’i karşılanabilir. Next Generation Competition’ın diğer bir jüri üyesi ve New York’un kent planlama şefi Alexandros Washburn projeyi şöyle özetliyor: "Bu dahice fikirle büyük strüktürlerin konumlandığı yerlerde belki de rüzgar üretiminin büyük kısmının dağıtımı çözülecek."

Elektrik ve çevre mühendisleri, kamu şirketleri, sürdürülebilirlik uzmanları ve rüzgar türbini üreticilerinden oluşan Stateside uzman grubu, bu önerinin teknik faktörlerini kontrol ettiler ve fikir birliğine vararak bu sistemin, ayarlanabilir yeniden kullanıma uygun olduğuna karar verdiler. Elektrik kuleleri rüzgar türbinleriyle uyumlu olarak inşa edilmeyecek, strüktürel takviyeye ihtiyaç duyulacak. Bu türbinler rüzgarın hızına ve boyutuna bağlı olarak 20 evin bir odasına bir yıl yetecek kadar küçük bir enerji üretecek.

Güç Sistemleri Ağı

Kulelerin ve türbinlerin birleşimi daha önce duyulmamış bir öneri. Buna benzer bir sistem daha önce Urban Green Energy tarafından Fransız telekom firması Alcatel-Lucent’in baz istasyonuna monte edilmiş. Türbinler neredeyse Wind-it ile aynı özellikle fakat en önemli farklılık şu: Alcatel-Lucent sisteminde enerji sistemin dışına atılıyor, Wind-it ise bunu sistemin içinde hallediyor. Al-Gore’u ya da T. Boone Pickens’ı seçim kampanyasında dinleyen birisi Amerikan güç sisteminin muhteşem büyük bir Rube Goldberg makinası olduğunu ve çok da etkili olmadığını bilir. Bu tıkanmış, eski ve küçük ağ ihtiyaç duyulan kentlere elektriği iletmek için elverişsiz. Bu sistem ülkedeki rüzgar enerjisi müteahhitine de bir engel teşkil ediyor. Nerdeyse tamamen, varolan altyapıya dayanan bu sistem, taze bir girişim için öldürücü bir darbe olabilir. Urban Green Energy’nin kurucu ortağı Nick Blitterswyk ise şu fikirde: "En etkin yol işe koyularak yeni kuleler inşa etmek." Birçok uzman da onunla aynı fikirde. Wind-it XL’de ikisi bir arada paket bir tasarım yapılmış.

Wind-it’in lansmanı ilk defa Mayıs 2007’de bir eneji ve tasarım sergisinde yapıldı. Parlak renderlar, açıklayıcı bir isim ve dikkatlice detaylandırılmış modeliyle ilgi çeken bu öneri bol merak uyandırmış. Delon bu sergideki izlenimlerini şöyle özetliyor: "Enerji iletimi ve rüzgar türbinleriyle uğraşan iki ayrı firma vardı ama beraber çalışmıyorlar. Bu insanları toplamak için bir yılımızı harcadık ama herkes bu fikrin ilginç ama uygulanması zor olduğunu düşünüyor."

Delon’un sabrının azaldığı şu sözlerinden de anlaşılıyor: "Yurtdışına açılmaya yoğunlaşmamıştık ama belki de açılmalıyız. Fransa’da her şey çok yavaş ilerliyor." Miadı dolmuş bu aktarım ağlarını güçlendirme fikrine Türkiye ve potansiyel ortakları Amerika ile İsviçre ilgi göstermiş. Ülkenin bir diğer ucu olan Çin’de onaylanan 600 milyar Dolar’lık canlandırma projesinin büyük bir kısmı, tren yollarını, havalimanlarını ve çeşitli altyapılarını iyileştirmek için ayrılmış. Burada da Wind-it sadece ek bir seçenek olabilir.

Bu 3 genç tasarımcı, tasarımlarını şimdiki haliyle bırakmak istemiyorlar. Delon projenin geleceğiyle ilgili şunları söylüyor: "Projeyi geliştirmek için hala çok çalışıyoruz. Bu şeklin üzerinde çalışmaya ve bu yolla elektrik üretmeye niyetliyiz ama bu bir final değil. Biz finalde doğru insanla çalışmak istiyoruz. Biz burada bir potansiyel gösteriyoruz, Wind-it gerçek ve ciddi. Bunu inşa etmek istiyoruz. Belki bu versiyonuyla değil de daha değişik bir şekilde olur. Önemli olan sistemin verimliliği ve anlattığımız hikaye."

Kaynak:arkitera.com

Yazar Hakkında:

. Twitter / Facebook üzerinden takip et.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir