
I - OLAY
Ruhsata aykırı ekler yapıldığı savıyla 3194 sayılı Yasa’nın 42. maddesinin birinci fıkrasına göre para cezası verilmesine iliÅŸkin kararın ve buna dayanılarak düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davada itiraz konusu kuralların Anayasa’ya aykırı olduÄŸu kanısına varan Mahkeme iptalleri için baÅŸvurmuÅŸtur.
5 Kasım 2008 ÇARÅžAMBA
Resmî Gazete
Sayı : 27045
ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:
Esas Sayısı : 2005/5
Karar Sayısı : 2008/93
Karar Günü : 17.4.2008
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Konya 1. İdare Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 3.5.1985 günlü, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesinin birinci fıkrasının “… 500 000 TL. dan 25 000 000 liraya kadar para cezası verilir” bölümü ile ikinci fıkrasının “… 500 000 TL. dan 10 000 000 liraya kadar para cezası verilir” bölümünün Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine aykırılığı savıyla iptalleri istemidir.
I - OLAY
Ruhsata aykırı ekler yapıldığı savıyla 3194 sayılı Yasa’nın 42. maddesinin birinci fıkrasına göre para cezası verilmesine iliÅŸkin kararın ve buna dayanılarak düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davada itiraz konusu kuralların Anayasa’ya aykırı olduÄŸu kanısına varan Mahkeme iptalleri için baÅŸvurmuÅŸtur.
II - İTİRAZIN GEREKÇESİ
BaÅŸvuru kararının gerekçe bölümü ÅŸöyledir:
“1- ANAYASA’NIN 2. MADDESİ YÖNÜNDEN: Anayasa’nın 2. maddesinde “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk MilliyetçiliÄŸine baÄŸlı, baÅŸlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir” hükmüne yer verilmektedir. Hukuk devleti, insan haklarına saygılı ve bu hakları koruyucu, adaletli bir hukuk düzeni kuran ve bunu sürdürmekle kendini yükümlü sayan, bütün eylem ve iÅŸlemleri ile eÅŸitlik ve hakkaniyeti gözeten devlettir. Bu baÄŸlamda, yasa koyucunun yasal düzenlemeler yaparken takdiri, sınırsız ve keyfi olmayıp hukuk devleti ilkeleriyle sınırlıdır.
Bunun yanında hukuk devleti kavramı, kuralların ve müeyyidelerinin net olarak önceden belli olduÄŸu dolayısıyla uyulmayan kararların müeyyidelerinin ne olduÄŸunu insanların önceden bilmesini de ifade eder. Bu baÄŸlamda 3194 sayılı Yasa’nın 42. maddesi deÄŸerlendirilecek olursa;
İlk anda, ruhsatsız ya da ruhsata aykırı yapı yapanların karşılaÅŸacağı cezaların da belli olduÄŸu izlenimi uyanmaktadır. Nitekim Yasa maddesinde para cezaları miktar olarak da bellidir. Ancak yasa koyucu rakam belirtirken alt ve üst sınırları belirlemiÅŸ olup, kesin rakamı idarenin takdirine bırakmıştır. Elbette alt ve üst sınırların belirtilip kesin rakamın idareye bırakılması tek başına hukuk devleti ilkesini zedeleyici bir unsur deÄŸildir. Hatta hizmet gerekleri yönünden daha da iÅŸlevli olduÄŸu söylenebilir. Çünkü ruhsatsızlığın veya ruhsata aykırılığın türleri ve ölçüleri o kadar çok farklılık arz etmektedir ki, para cezasını önceden ve tek rakam olarak belirlemek hukuksuzluk kaynağı olabilir. Bu sebeple alt ve üst sınırları belirtilen bir ceza türü daha adil sonuç doÄŸuracaktır. Ancak söz konusu Yasa maddesinin incelenmesi sonucu öncelikle alt ve üst sınırlar arası yelpazenin hiçbir mevzuatta görülmemiÅŸ ÅŸekilde geniÅŸ olduÄŸu anlaşılıyor. Nitekim Yasa’da belirtilen rakamlar, iÅŸlem tarihi itibariyle güncellenince “1.459.402.000-TL. dan 72.975.758.000-TL.’ sına kadar ceza yelpazesi karşımıza çıkıyor. Bu kadar önemli rakama tekabül eden ve alt ve üst sınırlar arasındaki rakamı belirlemesi yetkisini tamamen idareye bırakan ve bu konuda hiçbir kriter öngörülmeyen Yasa hükmü karşımıza çıkıyor. Nitekim dava konusu uyuÅŸmazlıkta olduÄŸu gibi, idareler bu takdir hakkını tam bir keyfiyet alanı olarak kabul edilip, hiçbir kritere baÄŸlı olmaksızın aynı yerde aynı nitelikli yapılar hakkında bile birbirinden çok farklı miktarda cezalar vermektedirler. Bu da insanlarda, “müeyyidesinin türü ve oranı idarenin keyfine kalmış bir yasa” intibaı uyandırmaktadır.
Bu olumsuz sonucun sebebi ve kaynağı ise; Yasa’nın çok yüksek miktarlar içeren cezaların alt ve üst sınırı belirtilip, yelpaze çok geniÅŸ olmasına raÄŸmen aradaki ceza miktarının belirlenmesinde hiçbir kritere yer vermemesi veya bu kriterleri bir alt norma (yönetmelik gibi) bırakmadan idarenin takdirine (keyfine) bırakmasıdır. Bu da, kuralların ve müeyyidelerin önceden belli olup, buna devletin de uymak zorunda olduÄŸu hukuk devleti ilkesiyle baÄŸdaÅŸmamaktadır.
2 - ANAYASA’NIN 10. MADDESİ YÖNÜNDEN: Anayasa’nın 10. maddesinde “Herkes dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düÅŸünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eÅŸittir.
Hiçbir kiÅŸiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Devlet organları ve idare makamları bütün iÅŸlemlerinde kanun önünde eÅŸitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar” hükmüne yer verilmiÅŸtir.
Anayasa Mahkemesi kararlarında belirtildiÄŸi üzere, Anayasa’nın 10. maddesine göre yasaların uygulanmasında ayrım gözetilmeyecek ve eÅŸitsizliÄŸe yol açılmayacaktır. Maddede düzenlenen “EÅŸitlik” ilkesiyle, birbirinin aynı durumda olanlara aynı kuralların uygulanması ve ayrıcalıklı kiÅŸi ve toplulukların yaratılması engellenmektedir. Yasa önünde eÅŸitlik, herkesin her yönden aynı kurallara baÄŸlı olacağı anlamına gelmez. Durum ve konumlarındaki özellikler, kimi kiÅŸiler ya da topluluklar için deÄŸiÅŸik kuralları ve deÄŸiÅŸik uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar ayrı kurallara baÄŸlı tutulursa Anayasa’da öngörülen eÅŸitlik ilkesi zedelenmez.
Yine Anayasa Mahkemesi’nin çeÅŸitli kararlarında eÅŸitlik ilkesi, aynı durumda bulunanlar için haklarda ve ödevlerde, yasalarda ve yükümlülüklerde, yetkilerde ve sorumluluklarda, fırsatlarda, hizmetlerde eÅŸitliÄŸin saÄŸlanmasını gerektiren eÅŸit davranma ve ayrım yapmama ilkesi olarak yorumlanmıştır.
Bu açıklamalar ışığında söz konusu Yasa maddesinin doÄŸrudan eÅŸitsizlik yaratan bir düzenlemesi görülmemektedir. Ancak Yasa’nın uygulaması esnasında, yine Yasa’nın kendinden kaynaklanan sebeplerle eÅŸitsizliÄŸe ayrımcılığa hatta kayırmacılığa yol açan sonuçlar doÄŸmaktadır. Yukarıda da deÄŸinildiÄŸi gibi, Yasa sadece alt ve üst sınırları belirleyip, aradaki yelpaze çok geniÅŸ olup rakamlar yüksek olmasına raÄŸmen baÅŸka hiçbir kritere yer verilmemiÅŸtir. Yasa kendisi bir kriter belirlemediÄŸi gibi, kriterlerin bir alt normla belirlenmesi yoluna da gidilmediÄŸinden alt ve üst sınır arasındaki ceza miktarını belirlemek tamamen idarenin takdirine (keyfine) bırakılmıştır. Nitekim idarelerde bu hakkı, kelimenin tam anlamıyla keyfince kullanmaktadır.
Nitekim dava konusu uyuÅŸmazlıkta, idareye yapılan ara kararı sonunda, davalı idarece bu konuda objektifliÄŸi saÄŸlayacak hiçbir düzenleyici iÅŸlem (kriter) belirlenmediÄŸi 2003 yılı içinde verilen para cezalarına iliÅŸkin listeden de bu ÅŸekilde bir kritere uyulmayıp tamamen her olayın kendi başına deÄŸerlendirildiÄŸi sonucuna varılmıştır. Nitekim Mahkememizdeki baÅŸka uyuÅŸmazlıklarda da; baz istasyonları sebebiyle verilen para cezalarında, aynı BüyükÅŸehir içinde üç belediyenin aynı nitelikli tesise farklı cezalar (5, 10, 15 milyar) uygulandığı gözlenmiÅŸtir. (Konya 1. İdare Mahkemesi’nin E.2003/74 ve E.2003/75, K.2004/217 ve K.2004/218 sayılı dosyaları) Hatta davacının iÅŸyerinin bulunduÄŸu yerde bir komÅŸusunun da aynı ÅŸekilde 510 m² ilave yaptığı ve 8.8.2002 gün ve 368 sayılı iÅŸlemle 3 000 000 000-TL. ceza verildiÄŸi tespit edilmiÅŸtir.
Bu tespitler ışığından ilk etapta adaletsizliÄŸin Yasa’dan deÄŸil idarenin uygulamasından kaynaklandığı sonucu çıktığı söylenebilirse de, idareleri bu keyfi tutuma sevk edenin, Yasa’nın düzenleniÅŸ ÅŸekli olduÄŸu aÅŸikârdır. Çünkü Yasa, alt ve üst sınır arasındaki cezaların oranını yapının niteliÄŸi, ihlal yoÄŸunluÄŸu gibi kriterlere baÄŸlamazsa veya bu kriterleri düzenlemeyi bir alt norma bırakmazsa bu sonuçlar kaçınılmazdır. Çünkü her idare, takdirini en adil ÅŸekilde kullandığını iddia edecek ama aynı nitelikli komÅŸu yapılara farklı cezaların da sonu gelmeyecektir.
Sonuç olarak 3194 sayılı Yasa’nın 42. maddesinin 1. fıkrasının “… 500 000 TL. dan 25 000 000 liraya kadar para cezası verilir” kısmı ile 2. fıkrasının “… 500 000 TL. dan 10 000 000 liraya kadar para cezası verilir” kısmının, Anayasa’nın 2. ve 10. maddesine aykırı olduÄŸu ve bu nedenle iptalinin uygun olacağı sonucuna varılmaktadır.
SONUÇ VE KANAAT: Yukarıda açıklanan nedenlerle 3194 sayılı Yasa’nın 42. maddesi uyarınca verilen para cezalarının, Yasa’nın, belirsizliÄŸi sebebiyle idarenin takdirine deÄŸil keyfine bırakıldığı gerek rakamların yüksekliÄŸi gerek alt sınır üst sınır arasının çok geniÅŸ olması sebebiyle ayrımcılığa, eÅŸitsizliÄŸe, belirsizliÄŸe ve hatta kayırma ve cezalandırmaya malzeme yapıldığı sonuç ve kanaatine varılarak;
3194 sayılı Yasa’nın 1. fıkrasının “… 500 000 TL. dan 25 000 000 liraya kadar para cezası verilir” kısmı ile 2. fıkrasının “… 500 000 TL.dan 10 000 000 liraya kadar para cezası verilir” kısmının, Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine aykırı olduÄŸu düÅŸüncesiyle re’sen ve davacının da itirazı ciddi bunarak Anayasa Mahkemesi’ne itirazın götürülmesine, dava dosyasının tüm belgeleriyle onaylı suretinin dosya oluÅŸturularak Anayasa Mahkemesi’ne sunulmasına, iÅŸ bu karar aslı ile dosya suretinin Yüksek Mahkeme’ye ulaÅŸmasından sora beÅŸ ay karar verilinceye kadar davanın bekletilmesine 25.11.2004 gününde oybirliÄŸiyle karar verildi.”
III - YASA METİNLERİ
A - İtiraz Konusu Yasa Kuralları
3.5.1985 günlü, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun itiraz konusu kuralları da içeren 42. maddesi ÅŸöyledir:
“Ruhsat alınmadan veya ruhsat veya eklerine veya imar mevzuatına aykırı olarak yapılan yapının yapı sahibine ve müteahhidine, istisnalar dışında özel parselasyon ile hisse karşılığı belirli bir yer satan ve alana 500 000 TL. dan 25 000 000 liraya kadar para cezası verilir. Ayrıca fenni mesule bu cezaların 1/5i uygulanır.
Birinci fıkrada belirtilen fiiller dışında bu Kanunun 28, 33, 34, 39 ve 40 ıncı maddeleri ile 36 ncı maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen yükümlülükleri yerine getirmeyen mal sahibine, fenni mesule ve müteahhide 500 000 TL.dan 10 000 000 liraya kadar para cezası verilir.
Birinci ve ikinci fıkralarda belirtilen fiillerin tekrarı halinde para cezaları bir katı artırılarak verilir.
Yukarıdaki fıkralarda gösterilen cezalar, ilgisine göre doÄŸrudan doÄŸruya belediyeler veya en büyük mülki amir tarafından verilir.
(BeÅŸinci fıkra, Anayasa Mahkemesinin 15.5.1997 günlü, E.1996/72, K.1997/51 sayılı kararı ile iptal edilmiÅŸtir).
İlgili idarenin Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla sulh ceza mahkemesine baÅŸvurması üzerine, bu mahkemelerce ayrıca, yukarıdaki fıkralara göre ceza verilen fenni mesuller ve müteahhitler hakkında bir yıldan beÅŸ yıla kadar meslekten men cezasına da hükmolunur.
Bu husustaki mahkeme kararları ilgili idarelerce Bakanlığa ve meslek mensubunun baÄŸlı olduÄŸu meslek teÅŸekkülüne bildirilir.
Bu maddeye göre belediyelerce verilen cezalar dolayısıyla tahsil olunan paralar belediye bütçesine irad kaydolunur”.
B - Dayanılan Anayasa Kuralları
BaÅŸvuru kararında, Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine dayanılmıştır.
IV - İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüÄŸü’nün 8. maddesi uyarınca Mustafa BUMİN, HaÅŸim KILIÇ, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOÄžLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Mustafa YILDIRIM, Cafer ÅžAT, Fazıl SAÄžLAM, A. Necmi ÖZLER ve Serdar ÖZGÜLDÜR’ün katılımlarıyla 18.1.2005 günü yapılan ilk inceleme toplantısında öncelikle uygulanacak kural sorunu görüÅŸülmüÅŸtür.
Anayasa’nın 152. ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin KuruluÅŸu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 28. maddesine göre, mahkemeler, bakmakta oldukları davalarda uygulayacakları kanun ya da kanun hükmünde kararname kurallarını Anayasaya aykırı görürler veya taraflardan birinin ileri sürdüÄŸü aykırılık savının ciddi olduÄŸu kanısına varırlarsa, o hükmün iptali için Anayasa Mahkemesi’ne baÅŸvurmaya yetkilidirler. Ancak, bu kurallar uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesi’ne baÅŸvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış ve mahkemenin görevine giren bir davanın bulunması ve iptali istenen kuralların da o davada uygulanacak olması gerekmektedir. Uygulanacak yasa kuralları, davanın deÄŸiÅŸik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikte bulunan kurallardır.
BaÅŸvuran Mahkeme’nin bakmakta olduÄŸu dava, ruhsata aykırı ekler yapıldığı savıyla 3194 sayılı Yasa’nın 42. maddesinin birinci fıkrasına göre para cezası verilmesi kararının ve buna dayanılarak düzenlenen ödeme emrinin iptali istemine iliÅŸkindir. Yasa’nın 42. maddesinin ikinci fıkrasında bu Yasa’nın 28., 33., 34., 39. ve 40. maddeleri ile 36. maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen yükümlülükleri yerine getirmeyen mal sahibine, fenni mesule ve müteahhide verilecek para cezası düzenlenmiÅŸtir. Bu fıkranın bakılmakta olan dava ile ilgisi bulunmamaktadır.
3194 sayılı Yasa’nın 42. maddesinin;
A- İkinci fıkrasının itiraz baÅŸvurusunda bulunan Mahkeme’nin bakmakta olduÄŸu davada uygulanma olanağı bulunmadığından bu fıkrada yer alan “… 500 000 TL.dan 10 000 000 liraya kadar para cezası verilir” bölüme iliÅŸkin baÅŸvurunun Mahkeme’nin yetkisizliÄŸi nedeniyle reddine,
B- Birinci fıkrasında yer alan “… 500 000 TL.dan 25 000 000 liraya kadar para cezası verilir” bölümünün dosyada bir eksiklik bulunmadığından iÅŸin esasının incelenmesine,
OybirliÄŸiyle karar verilmiÅŸtir.
V - ESASIN İNCELENMESİ
BaÅŸvuru kararı ve ekleri, iÅŸin esasına iliÅŸkin rapor, itiraz konusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diÄŸer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereÄŸi görüÅŸülüp düÅŸünüldü:
A - Anlam ve Kapsam
İmar mevzuatına göre yapılar ruhsata tabidir. Ruhsatı vermekle yetkili kamu idaresinin bilgisi ve izni dışında yapı yapılması olanağı bulunmamaktadır. 3194 sayılı Yasa’nın itiraz konusu kuralı da içeren “Ceza hükümleri” baÅŸlıklı 42. maddesinin birinci fıkrasında, ruhsat alınmadan, ruhsat veya eklerine veya imar mevzuatına aykırı olarak yapılan yapının yapı sahibine ve müteahhidine, istisnalar dışında özel parselasyon ile hisse karşılığı belirli bir yer satan ve alana 500 000 liradan 25 000 000 liraya kadar para cezası verileceÄŸi, ayrıca fenni mesule bu cezaların 1/5’inin uygulanacağı; üçüncü fıkrasında, belirtilen eylemlerin tekrarı halinde para cezalarının bir katı artırılarak, dördüncü fıkrasında ise cezaların ilgilisine göre doÄŸrudan doÄŸruya belediyeler veya en büyük mülki amir tarafından uygulanacağı öngörülmüÅŸtür.
Maddede yazılı imar para cezalarının yıllara göre artışı, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 298/B maddesi uyarınca tespit ve ilan edilen “yeniden deÄŸerleme oranına” baÄŸlanmıştır.
Yasayla her kiÅŸiye veya olaya özgü ceza tutarlarının belirlenmesinin mümkün olmaması nedeniyle cezaların bireyselleÅŸtirilmesi için yasakoyucu cezayı alt ve üst sınırlarını göstermekte, ancak bu iki sınır arasında bir ceza belirleme konusunda da yargıca veya idareye takdir yetkisi verebilmektedir. İdari para cezaları yargı organlarınca yapılan yargısal denetim sonucunda yargı kararlarıyla verilen adli para cezalarından farklı niteliktedir.
İtiraz konusu kuralda, alt ve üst sınırları gösterilmek suretiyle imar para cezası düzenlenmiÅŸtir. Yasa’yla gösterilen bu sınırlar arasında elli kat bulunmaktadır. Alt ve üst sınır arasındaki bu geniÅŸ alanda, idareye, cezayı belirleme olanağı, baÅŸka bir deyiÅŸle cezanın alt ve üst sınırları arasında alt sınırdan, alt sınırın üstünde veya üst sınırdan ceza verme konusunda takdir hakkı tanınmıştır.
B - Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
BaÅŸvuru kararında, idarenin takdirine bırakılan alanının geniÅŸ olduÄŸu, cezanın belirlenmesinde hiçbir ölçütün Yasa’da gösterilmediÄŸi, bunun uygulamada keyfiliÄŸe neden olabileceÄŸi, alt ve üst sınırlar arasındaki idarenin sınırsız takdir yetkisinin keyfi olarak aynı nitelikli yapılara farklı cezaların verilmesine yol açabileceÄŸi belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine aykırı olduÄŸu ileri sürülmüÅŸtür.
3194 sayılı Yasa’nın 42. maddesinin birinci fıkrasında, ruhsat alınmadan, ruhsat veya eklerine veya imar mevzuatına aykırı olarak yapılan yapının yapı sahibine ve müteahhidine, istisnalar dışında özel parselasyon ile hisse karşılığı belirli bir yer satan ve alana 500 000 liradan 25 000 000 liraya kadar para cezası verileceÄŸi öngörülmüÅŸtür.
Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devletinin temel ilkelerinden biri “belirlilik”tir. Bu ilkeye göre, yasal düzenlemelerin hem kiÅŸiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuÅŸkuya yer vermeyecek ÅŸekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi de gereklidir. Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle baÄŸlantılı olup birey, yasadan, belirli bir kesinlik içinde, hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun baÄŸlandığını, bunların idareye hangi müdahale yetkisini doÄŸurduÄŸunu bilmelidir. Ancak bu durumda kendisine düÅŸen yükümlülükleri öngörebilir ve davranışlarını ayarlar. Hukuk güvenliÄŸi, normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve iÅŸlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar.
Yasa kuralı, ilgili kiÅŸilerin mevcut ÅŸartlar altında belirli bir iÅŸlemin ne tür sonuçlar doÄŸurabileceÄŸini makul bir düzeyde öngörmelerini mümkün kılacak ÅŸekilde düzenlenmelidir. “Öngörülebilirlik ÅŸartı” olarak nitelendirilen bu ilkeye göre yasanın uygulanmasında takdirin kapsamı ve uygulama yöntemi bireyleri keyfi ve öngöremeyecekleri müdahalelerden koruyacak düzeyde açıklıkla yazılmalıdır. Belirlilik, kiÅŸilerin hukuk güvenliÄŸini korumakla birlikte idarede istikrarı da saÄŸlar.
DeÄŸiÅŸen sosyal, siyasal ve ekonomik koÅŸullar kimi durumlarda devlet idarelerine bir takım hakların tanınması gereÄŸini ortaya çıkarmıştır. GeliÅŸen, büyüyen, çeÅŸitlenen ve çoÄŸalan toplumsal gereksinimleri yerinde, zamanında ve etkin bir biçimde karşılayabilmek için çaÄŸdaÅŸ yönetimlerde idareye deÄŸiÅŸik alanlarda yaptırım uygulama yetkileri tanınmaktadır.
3194 sayılı Yasa’nın 42. maddesinde düzenlenen idari para cezaları, imar ve kamu düzenine aykırı davranışların önlenmesi amacıyla, araya yargısal bir karar girmeden, idarenin doÄŸrudan iÅŸlemiyle idare hukukuna özgü usullerle kesilen ve uygulanan yaptırımlardır. Maddenin birinci fıkrasındaki idari yaptırım, idarenin ruhsat alınmadan, ruhsat veya eklerine veya imar mevzuatına aykırı olarak yapının yapıldığı yönündeki tespiti ve bu konudaki deÄŸerlendirmesine baÄŸlı olarak idarece uygulanmaktadır. BaÅŸka bir deyiÅŸle hem cezayı gerektiren eylemin iÅŸlendiÄŸini saptamak hem de Yasa’da gösterilen alt ve üst sınırlar arasında cezanın tutarını belirlemek tamamıyla idari makamların, belediyeler veya en büyük mülki amirlerin kararlarıyla oluÅŸmaktadır. İtiraz halinde yargının vereceÄŸi karar, onun bu niteliÄŸini deÄŸiÅŸtirmemektedir. Sonuçları belli ölçüde genel para cezalarına benzese de tümüyle idari iÅŸleme dayanan bir yaptırımdır. Yargı organlarının müdahalesi olmadan idarece kararlaÅŸtırılmakta ve uygulanmaktadır.
İdari makamların Yasa’nın belirlediÄŸi sınırlar arasında cezanın takdirinde esas alacakları objektif ölçütler Yasa’da gösterilmemiÅŸtir. Yasa’yla imar para cezasının alt ve üst sınırları gösterilmiÅŸ, bu alan içinde cezayı uygulama yetkisi idareye bırakılmıştır. İdarelerin hangi ölçütleri esas alacakları açık, belirgin ve somut olarak Yasa’da yer almamıştır. Yasa kuralı bu anlamda belirli ve öngörülebilir deÄŸildir.
Alt ve üst sınır arasında idareye bırakılan takdir alanı geniÅŸ, sınırsız ve ölçüsüzdür. Cezanın belirlenmesinin alt ve üst sınır arasında elli kat gibi makul ve ölçülü olmayan ÅŸekilde geniÅŸliÄŸi, uygulamada, yorum ve deÄŸerlendirme farklılıklarına dayalı olarak eÅŸitsizliÄŸe, haksızlığa ve keyfiliÄŸe yol açabilecek niteliktedir.
Yasakoyucu, kamu düzeninin korunması amacıyla ceza hukuku alanında hangi eylemlerin suç sayılacağı ve suç sayılan bu eylemlerin hangi tür ve ölçüde cezai yaptırıma baÄŸlanacağı konusunda takdir yetkisine sahip olmakla birlikte, cezaların yasallığı ve hukuksal güvenlik ilkelerinin gereÄŸi olarak, farklı ve keyfi uygulamalara neden olmamak için, imar hukukuna uygun geçerli sebepler ve objektif ölçütleri yasada göstermesi gerekir.
Cezanın Yasa’da gösterilen sınırlar arasında idarece belirlenmesinde, yapının, taÅŸkın, heyelan, kaya düÅŸmesi gibi afet alanlarında bulunan, sıhhi ve jeolojik mahsurları olan veya bunlar gibi tehlikeli durumlar göstermesi nedeniyle imar planlarına veya ilgili idarelerce hazırlanmış, onaylanmış raporlara göre yapılması yasak olan alanlara, imar planlarında umumi hizmet alanlarına, kamu tesis alanlarına ve yapı sahibine ait olmayan alanlara yapılması; hangi amaçla yapıldığı, büyüklüÄŸü ve konut, ticari, sanayi, otel, akaryakıt istasyonu gibi niteliÄŸi; fen ve saÄŸlık kurallarına aykırılık taşıması; içinde oturacak veya çalışacak kiÅŸiler için tehlike oluÅŸturması; çevresinde ya da aynı bölgede emsal yapılar için uygulanan imar para cezaları; kente ve çevreye etkisi; bitmiÅŸ ve kullanılır durumda olması gibi ölçütlere yer verilmemiÅŸtir.
Bu tür idari iÅŸlemlere karşı yargı yolu açık olmakla birlikte, bu güvencenin uygulama aÅŸamasından sonra ve ancak itiraz yoluyla ortaya çıkacağı göz önünde bulundurulduÄŸunda, yasa kurallarının yürürlükte olduÄŸu sürece keyfiliÄŸi ortadan kaldırmaya yeterli olduÄŸu söylenemez. Hukuk kuralları, yargının yorumuna ihtiyaç göstermeyecek ve uygulayıcılar tarafından anlaşılabilecek ÅŸekilde açık ve belirgin olmak, uygulayıcılara güvence vermek zorundadır.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural, Anayasa’nın 2. maddesine aykırıdır. İptali gerekir.
Kural iptal edilmiÅŸ olduÄŸundan ayrıca Anayasa’nın 10. maddesi yönünden incelenmesine gerek görülmemiÅŸtir.
C - İptal Kararının YürürlüÄŸe GireceÄŸi Gün Sorunu
Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında, “Kanun, kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüÄŸü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüÄŸe gireceÄŸi tarihi ayrıca kararlaÅŸtırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı günden baÅŸlayarak bir yılı geçemez” denilmekte, Anayasa Mahkemesinin KuruluÅŸu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 53. maddesinin dördüncü fıkrasında da bu kural tekrarlanmaktadır. Maddenin beÅŸinci fıkrasında ise, Anayasa Mahkemesi’nin, iptal halinde meydana gelecek hukuksal boÅŸluÄŸu kamu düzenini tehdit veya kamu yararını ihlâl edici mahiyette görmesi halinde yukarıdaki fıkra hükmünü uygulayacağı belirtilmiÅŸtir.
3.5.1985 günlü, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesinin birinci fıkrasının “… 500 000 TL. dan 25 000 000 liraya kadar para cezası verilir” bölümünün iptaline karar verilmesinin doÄŸuracağı hukuksal boÅŸluk, kamu yararını ihlal edici nitelikte olduÄŸundan gerekli düzenlemelerin yapılması amacıyla iptal kararının, Resmî Gazete’de yayımlanmasından baÅŸlayarak dört ay sonra yürürlüÄŸe girmesi uygun görülmüÅŸtür.
VI - SONUÇ
A- 3.5.1985 günlü, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesinin birinci fıkrasının “… 500 000 TL.’dan 25 000 000 liraya kadar para cezası verilir.” bölümünün Anayasa’ya aykırı olduÄŸuna ve İPTALİNE,
B- İptal edilen bölümün doÄŸuracağı hukuksal boÅŸluk kamu yararını ihlal edici nitelikte görüldüÄŸünden, Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 2949 sayılı Yasa’nın 53. maddesinin dördüncü ve beÅŸinci fıkraları gereÄŸince İPTAL HÜKMÜNÜN, KARARIN RESMİ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAÅžLAYARAK DÖRT AY SONRA YÜRÜRLÜÄžE GİRMESİNE,
17.4.2008 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
BaÅŸkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Sacit ADALI
Üye
Fulya KANTARCIOÄžLU
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Mustafa YILDIRIM
Üye
A. Necmi ÖZLER
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Åževket APALAK
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Zehra Ayla PERKTAÅž
Kaynak : Resmi Gazete
Popülerliği: 3% [?]
















Yorum Yok
Yorum Yapın