NEDEN GİYDİRME CEPHE Giydirme cephe çeÅŸitli taşıyıcı tip binalarda, binanın dış yüzünün alüminyum malzemeden kullanılan ana ve ara taşıyıcı elemanların dayanıklı ve fonksiyonel bir ÅŸekilde bir araya getirilmesi, cam, kompozit levha veya alüminyum levha gibi yapı malzemeleri ile bütünleÅŸtirilmesidir.
GİYDİRME CEPHE AVANTAJLARI - GüneÅŸ ışınlarından ve zararlı dış etkilerden korur. - Binaları yaÄŸmurdan, kinetik enerjiden, kapiler su emmesinden,nispi rutubetten, gürültüden korur. -Yalıtım kullanılmasına imkan saÄŸlayarak enerji tasarrufu saÄŸlar. -Çatlakların görünmesini önler, muhtemel ÅŸakul hatalarını giderir. - Renk ve doku bozuklukları olmaz. -Bakım ve onarım en aza iner. -Çevre dostudur. -Fonksiyoneldir - Estetiktir. - Hafiftir
GİYDİRME CEPHE SİSTEMLERİ Kapaklı giydirme cephe Strüktürel Silikon (camcama) giydirme cephe Transparan (Vantuzlu ) giydirme cephe Kompozit panel kaplama giydirme cephe
GİYDİRME CEPHE TARİHÇESİ Mimari yapılaÅŸma süreci, tarihsel süreç içinde insan geliÅŸimine paralel bir geliÅŸim göstermiÅŸ, günün teknolojik getirileri kullanılarak, her dönem kendi içinde yeni bir uygulama tekniÄŸi, yeni bir malzeme, yeni bir sistem arayışı içine girmiÅŸtir. Mimarinin deÄŸiÅŸim süreci içinde günümüz mimarlığına gelinceye kadar, bu geliÅŸim ve deÄŸiÅŸimden en çok etkilenen öÄŸelerden biri de yapıların dış cepheleri olmuÅŸtur. Le Corbusier mimarlığın tarihi için: "Bu, pencerenin mücadelesinin öyküsüdür" diye bir tanımlama yapmıştır. 20. yüzyıl mimarisi, bu düÅŸünceyi onaylarcasına, bina cephelerinde opak yüzey oranlarının azalması ve saydam yüzeylerin geniÅŸlediÄŸi yeni mimari akımlar ve yeni cephelerle karşımıza çıkmaktadır. Endüstri Devrimi ile ortaya çıkan üretim ve mühendislik alanlarındaki buluÅŸlar sayesinde geliÅŸen yapım sistemleri sonucu, bina cephelerinde daha özgür pencere boÅŸluklarının açılmasına olanak saÄŸlanmış, böylece pencerelerden beklenen iÅŸlevler de boyut deÄŸiÅŸtirmiÅŸtir. Bilinen en eski malzemelerden biri olan cam, uzun bir geliÅŸim süreci sonunda günümüz mimarlığındaki yerini almıştır. 20. yüzyılın ilk yarısından itibaren sadece pencerelerde kullanılmayıp, modern bir yapı malzemesi olarak cephenin tamamına taşınmıştır. İleri teknoloji ürünü camların kullanıma sunulmasıyla birlikte, saydam elemanlardan oluÅŸan kısımlar, yapı kabuÄŸunda ısı geçirgenliÄŸi açısından zayıf noktalar olmaktan kurtulmakta ve cam malzeme, yapıdaki önemi her geçen gün artan, vazgeçilmez bir yapı malzemesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Günümüz mimarisinde cephede doÄŸal taÅŸ, yapay taÅŸ, kompozit ve metal levhalarla birlikte kullanılan cam malzeme, mimarinin barınak olduÄŸu kadar, aynı zamanda bir iletiÅŸim biçimi ve bir simge olduÄŸunu da ortaya koyarcasına, prestij binalarının vazgeçilmez malzemesi olmaktadır.
Yapı kabuÄŸu, yapıların mimari biçimleniÅŸlerinin yanı sıra dış çevre koÅŸulları ve iÅŸlevlerine baÄŸlı olarak, bina içinde uygun fiziksel ortamın yaratılmasında önemli bir rol oynamaktadır. Her alanda olduÄŸu gibi yapı sektöründe de teknolojik geliÅŸmeler sürekli bir aÅŸama kaydetmektedir. İnÅŸaat malzemeleri ve bina yapım tekniklerindeki geliÅŸmeler, cephe yapım sistemleri üzerinde de etkili olmuÅŸ ve giydirme cephe kavramının ortaya çıkmasına neden olmuÅŸtur. Bu çalışmada giydirme cephe sistemlerinin tanımı yapılarak, tarihsel süreç içinde geçirdikleri evreler belirtilmekte ve giydirme cephe türleri açıklanmaktadır.
Giydirme Cephenin Kullanıldığı İlk Yapılar İngilizce’de "giydirme cephe" sisteminin genel tanımı olarak "cladding wall" deyimi kullanılmaktadır. Ancak "cladding wall" genellikle tüm asma cepheleri ifade ettiÄŸi için, hafif asma giydirme cephe sistemlerini tanımlamakta, Türkçe’ye "perde duvar" olarak çevrilen, "curtain wall" deyimi daha çok kullanılmaktadır. Giydirme cepheler, isimlerini aldıkları perdeler gibi hafif, duvarlar gibi kalıcı ve hareketsizdirler. Taşıyıcı olmayan her türlü duvarı, bir tür giydirme yüz olarak nitelendirmek mümkündür. Binanın dış kabuÄŸunu oluÅŸturan giydirme cephe, cam panellerden oluÅŸan ve dış mekanla görsel baÄŸlantıyı saÄŸlayan vizyon kısım ile opak ya da cam panellerden oluÅŸan spandrel kısım adı verilen parapet bölgesinden oluÅŸmaktadır.
Giydirme cephe sisteminin tarihçesine bakıldığında, dünyadaki ilk asma giydirme cephe uygulamasının, 1820 yılında Philadelphia’da iki katlı bir banka binasının cephesinde yapılmış olduÄŸu görülmektedir. Giydirme cephe konseptinin ortaya çıkmasına neden olan çelik konstrüksiyonlu ilk gökdelen ise, 1883 yılında inÅŸa edilen Chicago’daki Home Insurance binasıdır. 1851 yılında Londra’da inÅŸa edilen Crystal Palace sergi merkezi, dökme demir taşıyıcı çubuklar arasına yerleÅŸtirilmiÅŸ, 300.000 parça cam kullanılarak oluÅŸturulmuÅŸ, tamamen ÅŸeffaf olan kabuÄŸu ile yeni bir kavramı dünyaya tanıtmıştır. Yine 1844 - 1866 yıllarında yapılan Palm House, ilk cam binalardan biri olmuÅŸtur. Åžeffaf kabuk kavramı, 1890 yılında Amerikalı Mimar Louis Sullivan tarafından Chicago’da inÅŸa edilen Auditorium Building ve 1891 yılında Daniel H. Burnham ve John Wellborn Root tarafından yine Chicago’da inÅŸa edilen Monadnock binasında, bu defa kalıcı olarak kendini göstermiÅŸtir.
İlk cam patenti, 1904 yılında Belçika’da alınmıştır. Bu geliÅŸimle birlikte, camın metallerle birlikte kullanımı yaygınlaÅŸmaya baÅŸlamıştır. Cam ve demir giydirme cephe kullanımında ABD’deki erken dönem binalarından biri, 1908 yılında inÅŸa edilen 6 katlı Boley Clothing Company binası olmuÅŸtur. Giydirme cephelerin bu erken dönemlerinde sadece demir kullanılmamış, demir ve çeliÄŸin yanı sıra, bronz ve bakır gibi metaller de kullanılmıştır. Giydirme cephelerin yüksek yapılardaki kullanımının dünyadaki ilk örneklerinden, 1929 yılında New York’da yapılmış olan Empire State binası, 4.000 alüminyum spandrel panelden oluÅŸturulmuÅŸ ve yapımı 18 ayda tamamlanmıştır. Giydirme cephe sisteminin Avrupa’da uygulandığı ilk çaÄŸdaÅŸ yapılar: 1911′de Alfeld’de yapılan Fagus Ayakkabı Üretimevi, 1914′de Köln’de yapılan Werkbund Sergisi’nde yer alan Üretimevi ve 1926′da Dessau’da yapılan Bauhaus Tasarım Okulu’dur. Fransız Mimar Le Corbusier’nin 1930 - 1932 yılları arasında Paris’te yapmış olduÄŸu İsviçre ÖÄŸrenci Yurdu, yine İsviçre’deki bir hayır kurumu yurdu ve Cenevre’de yaptığı Clarte Kotevi de giydirme cephe kullanılan yapılar arasında yer almaktadır.
Giydirme Cepheyi Uygulayan İlk Mimarlar Giydirme cephe sistemini, bugünkü anlamında 1913′lerden beri kullanan mimarlardan biri de Walter Gropius olmuÅŸtur. Bir binanın tamamen giydirme cephe ile kaplanması ise 1934 yılında, Oregon’da 12 katlı bir ticaret merkezinin inÅŸa edilmesiyle gerçekleÅŸmiÅŸtir. Ancak o yıllarda giydirme cephe detayları, doÄŸrama detaylarının cepheye adapte edilmesinden ileriye gidememiÅŸtir. Giydirme cephelerin ilk örnekleri, yalıtımlı ve iÅŸlenmiÅŸ camlara ve uygun profillere sahip olmadıkları için, kendilerinden beklenen konfor koÅŸullarını tam olarak yerine getirememiÅŸlerdir. Alüminyum ve cam üretiminde geliÅŸen teknoloji, bu iki malzemenin cephelerde kombine olarak kullanılmasına olanak saÄŸlamış, bina ağırlığı azalırken, kat yükseltme olanağı da artmıştır. 1930 lu yıllarda yüksek yapılarda kullanım alanı bulan giydirme cephe sistemi, 1950 lerde patlama yaparak, bir anlamda yüksek yapıların simgesi haline dönüÅŸmüÅŸ ve modern binaların cephelerinde yaygın kullanım alanı bulmuÅŸtur. Bu geliÅŸmede önemli bir etken de, II. Dünya Savaşı sırasında artan alüminyum üretim kapasitesinin, savaÅŸ sonrasında piyasaya ucuz ÅŸekilde sunulmuÅŸ olmasıdır. Engelsiz ÅŸekilde, tamamen ÅŸeffaf olarak tasarlanan ilk cephe tasarımı, 1922 yılında Mies Van Der Rohe’un eskizlerinde ortaya çıkmıştır. Bu fikrin teoriden pratiÄŸe dönüÅŸmesinde en önemli geliÅŸme, camın strüktürel dayanımının arttırılması yani temperlenmesidir ki, bu iÅŸlem 1928 yıllarında Fransa’da keÅŸfedilmiÅŸtir. Bu geliÅŸmeler doÄŸrultusunda, Rohe’un fikrinin bir projede gerçekleÅŸtirilebilmesi, 1963 yılında Maison de la Rodio binasında, Henry Bernard tarafından olmuÅŸtur. Cam plakaların, herhangi bir çerçeve kullanılmadan çeÅŸitli tasarımlarda yan yana getirilerek kullanılabilmesi, mimarlara çok büyük tasarım alternatifleri getirmiÅŸtir.
Günümüzdeki Kullanımı
Günümüzde "strüktürel silikon cephe" sisteminin esasını oluÅŸturan bu anlamdaki ilk uygulamalar, Pilkington firması tarafından "patch fitting" adı verilen elemanlar kullanılarak yapılmıştır. Pilkington firması Richard Rogers ve Ortakları tarafından 1978 yılında kurulmuÅŸ ve camın geleceÄŸi için etkili olacak geniÅŸ çaplı araÅŸtırmalarla adını duyurmuÅŸtur. Bu aÅŸamadan itibaren giydirme cephe sistemlerinin geliÅŸim süreci, camların arkasındaki strüktürün daha hafif görünmesi ya da mümkünse hiç fark edilmemesi için yapılacak çalışmaların baÅŸlatılmasıyla devam etmiÅŸtir. Bu konudaki en önemli adım, 1981 yılında Mimar Adrian Fainsilber’ın Paris Parc de la Villette’deki Science Museum binası olmuÅŸtur. Peter Rice, Martin Francis ve Ian Richie tarafından geliÅŸtirilen sistemde "patch fitting" ve cam kiriÅŸler kaldırılarak, strüktürel taşıyıcı yapı minimuma indirilmeye çalışılmıştır. Zaman içinde, düÅŸey ve yatay baÄŸlantıları ortadan kaldırabilmek amacıyla, cam firmaları tarafından çeÅŸitli sistemler geliÅŸtirilmiÅŸ, bu tasarımların geliÅŸmesinde Rice, Francis, Richie’nin yanı sıra, Hollandalı Mick Eekhout ve Fransız Marc Malinowsky’nin de önemli katkıları olmuÅŸtur.
Türkiye’deki Uygulamalar Yaklaşık 4.000 yıl önce DoÄŸu Akdeniz’de keÅŸfedilen, M.Ö. 1500 yılında Mısır’da kullanılmaya baÅŸlanan, daha sonra Venedik ve Avusturya’ya oradan da tüm dünyaya taşınan camın geliÅŸim serüveni, 21. yüzyıldaki teknolojik geliÅŸmelerle halen devam etmektedir. Dünyadaki geliÅŸmelere paralel olarak, daha önceleri cesaret edilemeyen giydirme cephe teknolojisi ve yüksek yapılar, geliÅŸmiÅŸ ülkelerden yapılan teknoloji transferleri ve çaÄŸdaÅŸ malzemelerle, Türkiye’de de uygulama alanına girmiÅŸtir.
Giydirme Cephe Türleri Giydirme cepheleri, cephede kullanılan panellerin ağırlığına baÄŸlı olarak 2 farklı ÅŸekilde sınıflandırmak mümkün olabilmektedir. Buna göre, ağırlığı 100 kg/m2′den büyük olan panellerden oluÅŸan sisteme "Ağır Asma Giydirme Cephe", 100 kg/m2′den küçük panellerden oluÅŸan sisteme ise "Hafif Asma Giydirme Cephe" adı verilmektedir. Ağır asma giydirme cepheler, beton esaslı panellerden oluÅŸan giydirme cephe sistemidir. Bu elemanların oluÅŸumunda, normal beton, hafif beton ve gazbeton gibi malzemeler kullanılmaktadır. Kalıp kullanımındaki geniÅŸ olanaklar betona istenilen ÅŸeklin verilmesine izin vermektedir ve istenilen yüzey dokusu elde edilebilmektedir. Statik ve dinamik yükler, binanın strüktürel iç duvar ve döÅŸemelerine metal baÄŸlantı elemanları yardımıyla aktarılmaktadır. Ağır asma giydirme cephe elemanlarının kendi ağırlıkları ve rüzgar yükü karşısında stabilitelerini saÄŸlamaları için duvar kalınlığının en az 6 cm. olma zorunluluÄŸu bulunmaktadır. Ayrıca, elemanın bünyesinde kullanılan donatı çubukları arasındaki mesafe 10 cm.’den az olmayacak ÅŸekilde, çelik ızgara ÅŸeklinde olmalıdır. Çok katmanlı sandviç panellerde, katmanlar arasındaki baÄŸlantı, sistemin ağırlık merkezinde bulunmalıdır.
Betonun, ısı iletkenlik katsayısı yüksek bir malzeme olması, beton esaslı hazır elemanların kullanıldığı ağır asma giydirme cephe sistemlerinde ısı yalıtımı uygulamasını zorunlu kılmaktadır. Bunun yanı sıra, ağır oluÅŸları nedeniyle bina taşıyıcı sistemine daha çok ölü yük getirmektedirler. Bu yük, baÄŸlantı elemanlarının detaylandırılmasında maksimum dikkat ve kontrolü gerektirmektedir. Taşıma ve depolama evrelerinde hatalı ÅŸekilde istiflenmeleri hasar görmelerine sebep olacağından, bu konuya ekstra özen gösterilmesi önerilmektedir. Uygulama alanı, tüm dünyada olduÄŸu gibi Türkiye’de de hafif asma giydirme cephe sistemlerine göre çok daha azdır. İstanbul’da bulunan The Marmara Oteli, bu sisteme ait ülkemizde uygulanmış bir örnektir. Hafif asma giydirme cephe sistemlerinde doÄŸramanın cam taşıma biçimi, giydirme cephenin türünü belirlemektedir. Geleneksel doÄŸrama sistemleri, giydirme cephelerin oluÅŸumunda da kullanılmaktadır. "Klasik Sistem" adı verilen bu sistemde, cam doÄŸrama yuvası içine yerleÅŸtirilerek, bütün kenarları boyunca doÄŸrama çıtası ile örtülmektedir. (Sakıp Sabancı Anadolu Lisesi, klasik sistemle inÅŸa edilmiÅŸ bir giydirme cephe örneÄŸi olarak gösterilebilir.) "Asma Sistem" de ise, doÄŸrama elemanları taşıyıcı profillere oturmaktadır. Hafif asma giydirme cephe sistemi, cephe elemanlarının taşıyıcı bir iskelet üzerine yerleÅŸtirildiÄŸi, ÅŸeffaf veya opak panellerin oluÅŸturduÄŸu giydirme cephe türüdür (Süzer Plaza yapısı örnek olarak gösterilebilir). Cephe elemanları, binanın kiriÅŸ ve döÅŸeme alınlarına noktasal baÄŸlantılarla tespit edilen taşıyıcı elemanlar sayesinde taşınmaktadır.
Hafif asma giydirme cephe sistemlerinde spandrel kısım 2 farklı ÅŸekilde gerçekleÅŸtirilmektedir. Yani parapet oluÅŸumu 2 türlüdür: Spandrel kısmın asma sistem bünyesinde yer aldığı durumlarda "parapetsiz", kagir elemanlarla oluÅŸturulması durumunda "parapetli" sistemden söz etmek mümkün olmaktadır. Parapetli sistemde parapet, betonarme veya kagir elemanlarla oluÅŸturulmaktadır. Betonarme parapetler, katlar arası yangın ve ses kontrol sistemlerinin detaylandırılmasında kolaylık saÄŸlamaktadır. Paneller, kagir parapet yüzeyine monte edilmektedirler. Parapetsiz sistemde ise parapet, asma cephe bünyesindedir. Asma cephenin bir bölümü, ÅŸeffaf veya opak panel olarak spandrel kısmı oluÅŸturmaktadır. Alan kayıplarının minimum düzeyde kalmasını saÄŸlayan bir sistem olmaktadır.
Kaynak:omart.com.tr
Popülerliği: 52% [?]
















Yorum Yok
Yorum Yapın